www site içi
 
| | | | | | | |
ANA SAYFA
SİTE HARİTASI
|
GÜNCEL KONU
ÖZEL GİRİŞ
 

Daha çok çocukluk çağı hastalığı olarak bilinen  Suçiçeği hastalığı, tarih boyunca şiddetli salgınlarla ve bazen yarattığı komplikasyonlarla  önemli bir hastalık olarak anılmıştır.

Çocuklarda orta derecede sorun yaratırken ergenlerde ve bağışıklık sistemi baskılanmış  bireylerde şiddetli seyredip bazen yarattığı sekonder seyirli bakteri enfeksiyonlar ile ölümcül olabilmektedir. Hamile annelerde çok ağır seyredip nadirde olsa intrauterin sendrom hastalığı yaratıp bebeğin sakat veya ölü doğmasına neden olabilmektedir. Yenidoğan döneminde geçirilen suçiçeği hastalığı da yine çok ağır seyredip ölümcül olabilmektedir. 

Suçiçeği ve diğer ağır seyirli herpes enfeksiyonları şu anda antiviral asiklovir ile tedavi edilmekte ve ölümcül olması önlenebilmektedir.

Hastalık virusun solunum yolu sekresyonları veya lezyondaki sıvıda mevcut virusun direkt teması sonrasında bulaşmakta ve 10-21 gün sonra klinik belirtiler  başlamaktadır .Başlangıçta çoğunlukla hiçbir belirti olmadan döküntüler başlamakta, beraberinde ateş yorgunluk ve bitkinlik devam etmektedir ağır seyirli suçiçeğinde ateş uzun sürmektedir.Döküntüler genellikle göğüs ve karından başlamakta, daha sonra baş ve yüzde görülüp en son ekstremitelere yayılmaktadır. Saçlı deride ve ağız içinde dahi vezikül denen içi sıvı dolu lezyonlar olmaktadır Tüm döküntüler kaşıntılıdır  ve koparılmadıkça iyileştikten sonra iz bırakmazlar. Hastalığın bulaşıcılığı ilk lezyonların görülmesinden, hemen hepsinin kabuklaşmasına kadar devam eder, bu nedenle bu dönemde daha önce suçiçeği  geçirmemiş bireylerden hastayı ayırmak gerekir.

 

Suçiçeği hastalığı daha iyi anlaşılabilmesi için şu kısa notlarla özetlenebilir:

• Suçiçeği herpes ailesinden bir virus ile başlar.

• Hastalık daha önce geçirenlerde önemli bir bağışıklık sorunu yaşanmadıkça tekrarlamaz yani bir kere geçirilen hastalıktır.

• Bulaşıcılık virusun solunum yolu ile veya daha az oranda da sulu döküntülerdeki mevcut virusun kontakt yolla bulaşması ile oluşur.

• Döküntüler önce kırmızı noktacıklar şeklinde sonra zamanla sulu ve iltihaplı hal alır. Aynı anda çeşitli evrelerdeki tüm  döküntüler görülebilir. Sonra hepsi kabuklaşarak iyileşir ve koparılmadıkça iz bırakmazlar. Döküntüler kabuklaşana kadar hastalık bulaşabilir.

• Hastalık nadir olarak bağışıklık sisteminde problem olan çocuklarda ölümcül seyredebilir.

• Hastalığın seyri sırasında veya sonrasında  çeşitli derecelerde olmak üzere kanamalarla seyreden hemorajik suçiçeği tablosu olabilir.Ciddi sayılabilecek ensefalit ve Serebellar  ataksi, Reye sendromu gibi nörolojik problemlerle bazen geçici,  bazen de Reye sendromu gibi öldürücü tablolarla karşılaşmak mümkündür. Pnömoniler  ve döküntülerden kaynaklanan cilt enfeksiyonları, apseler, nekrotizan fasciitis gibi tablolar nadirende nefrit ve nefrotik sendrom gibi böbrek problemleri kontrol altında tutulmak gerektirebilir.

• Tedavisinde  Asiklovir denen antiviral ilaç kullanılmaktadır. Ağır vakalarda damar  yolu ile, hafif vakalarda ise ağız yolu ile tablet veya şurupları kullanılabilir

• Hastalığı önlemek için aşılamanın önemi büyüktür.Su çiçeği aşısı 13 yaşından küçüklerde 1 kere,  büyüklerde ise 1 ay ara ile 2 defa yapılırsa koruyuculuk sağlar. Ancak 1 defa aşılanan küçük çocuklarda daha sonra %5- 7 oranında çok hafif seyirli suçiçeği hastalığını saptamak mümkündür. Bu nedenle özellikle riskli gruplarda bu durum sorun yaratacağından küçük çocuklarda 12-15. aylarda yapılan 1.aşıdan sonra 4 ila 6 yaşlarında 2.doz aşının yapılması sayesinde bağışıklığın daha da arttığı ve bu tür vakaların görülmediği saptanmıştır. Bu sorun nedeni ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) 2007 den beri aşılamayı bu şekilde yönlendirmektedir. Aşı teknolojilerindeki gelişmelerden sonra çocuklarda daha az enjeksiyon yapma kolaylığı için ,Kızamık ,Kızamıkcık,Kabakulak aşısına Suçiçeği aşısıda ilave edilerek 4 lü aşı (MMRV) üretilmiş ve uygulama verilmiştir. Ülkemizde de çok yakın bir zamanda bu aşı ile 4 hastalığa karşı korunmayı kolaylıkla sağlayabileceğimizi ümit ediyoruz.

Prof. Dr Necmi AKSARAY
Nisan 2011
naksaray@cu.edu.tr