www site içi
 
| | | | | | | |
ANA SAYFA
SİTE HARİTASI
|

GÜNCEL KONU
 

 

Kullanılan her ilaç veya tedavinin mutlaka bir riski vardır. Gerçekte yüzde yüz etkili ve yüzde yüz güvenli olan bir ilaç ya da aşı yoktur. Aşı tamamen sağlıklı kişilere, çoğunlukla da çocuklara yapıldığı için aşılara karşı  toplumdaki risk algılaması genelde çok daha yüksek olmaktadır.  Aşılama sonrasında olabilecek yan etkiler aşılama programlarına olan güveni sarsan en önemli olaydır. Aşı programları uygulanırken aşıya bağlı yan etkilerin ve aşı yapılmadığı durumda hastalığın olabilecek komplikasyonlarının aileye açıklanması aşılama programlarının sürdürülebilmesi için önemlidir.

Aşılama programlarına karşı  toplumsal  tepkiler üç aşamada görülmekte  ve aşılama oranları ile hastalık epidemiyolojisini etkilemektedir.

  • Bir toplumda hastalığa yakalanma korkusu çok fazla, buna karşılık aşılarla ilgili korku yoksa aşılamaya yoğun istek vardır.
  • Hastalığa karşı bir korku yok, aşılara karşı da bir korku yoksa aşılamaya istek de yoktur ve  ilgisizlik vardır. 
  • Hastalığa karşı korku yok buna karşılık aşılanmaya karşı güvensizlik ve korku varsa aşılama reddedilmektedir.

Yıllardan beri uygulanmakta olan etkili aşılama programlarıyla aşıyla önlenebilir hastalıklara yakalanma, ölüm  ve bu hastalıkların komplikasyonları giderek azalmış ve neredeyse görülmemeye başlamıştır. Bu nedenle toplumda bu hastalıklara karşı olan korku azalmakta, buna karşılık yaygın aşılama sonucu ortaya çıkan komplikasyonlar önem kazanarak aşılara karşı olan güvenin zaman zaman azalmasına yol açmaktadır. Bu durum yer yer  aşı programlarına devamsızlıkla sonuçlanarak, hastalığa yakalabilir hassas bir populasyonun oluşmasına ve ileride epidemi görülme riskine yol açmaktadır.

Aşıya bağlı yan etkiler

  • sıklığına göre (sık veya nadir),
  • yaygınlığına göre (lokal veya sistemik)
  • ağırlığına göre (hafif veya ağır)
  • nedenine göre (aşı içeriğine, üretim hatasına, depolama-transport hatasına, uygulama hatasına göre) sınıflandırılabilir.
Aşıdan sonra görülen yan etkilere ait bir başka sınıflama da bu bulguların aşıyla olan ilişkisine göre yapılmaktadır.
  • Aşıyla oluşan: Aşının içeriğine ve aşı yapılan kişideki bireysel cevap farklılıklarına bağlı olarak oluşan yan etkilerdir ki bunlar aşı yapılmamış olsaydı ortaya çıkmayacak etkilerdir.
  • Aşının potansiyalize ettiği: Aşı yapılsa da yapılmasa da zaten görülecek bulgular olup aşıyla presipite olmuştur (predispoze bir çocukta  aşı sonrasında ilk febril konvulsiyon atağının geçirilmesi gibi)
  • Program hatası: Aşının hazırlanması, ellenmesi ve uygulanması sırasında yapılan teknik hatalara bağlı olarak meydana gelen yan etkilerdir.
  • Koinsidental: Altta yatan bir başka hastalığa bağlı bulguların tesadüfen aşılamayla eş zamanlı olarak ortaya çıkmasıdır

Çocukluk çağı aşılarının yapıldığı yaş grubu gerçekte pek çok nörolojik ve metabolik hastalığın da belirtilerinin ortaya çıktığı ve tanı aldığı bir yaş grubudur. Aşı yapıldıktan sonra ortaya çıktığı için aşıya bağlı olduğu düşünülen ancak altta yatan başka bir hastalığın ilk bulgusu olarak tesadüfen ortaya çıkan sorunlar da aşı yan etkileri olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle aşılamadan sonraya ortaya çıkan sağlık sorunları ve belirtilerin “aşılamaya mı bağlı” yoksa “tesadüfen o anda ortaya çıkan” bir başka hastalığın mı belirtisi olup olmadığından emin olunması gerekir. Bu nedenle aşılamadan sonra herhangi bir sorun veya belirti görülmesi halinde bunun aşılamayla ilgisi olup olmadığı konusunda varılacak sonuçlar;

  • Aşılamayla ilgisi olduğuna düşündürecek bir kanıt yok
  • Aşılamayla ilgisi olduğuna dair kanıt yetersiz, herhangi bir sonuca varılamaz
  • Aşılamayla ilgisi olmadığına dair kanıt var
  • Kanıtlar aşılamayla ilgisi olabileceğini düşündürmekte
  • Aşılamayla ilişkili olduğuna dair kanıt var şeklindedir.

Kullanılan herhangi bir aşının güvenliği aşı lisans alıp kitle uygulamalarına başlanmadan önce çeşitli araştırmalarla  test edilir. Aşı güvenli için önce yapılan hayvan deneylerinde ciddi bir reaksiyon olup olmadığına bakılır. Daha sonra aşının  hem etkinlik hem de güvenliği için için faz çalışmaları yapılır.

Faz 1 çalışmasında sadece ağır veya sık görülen reaksiyonları belirlemek amaçtır. Bu çalışmalar az sayıda vakada (20-100 vaka) ve kısa süreli (bir kaç aylık) olarak yapılır.
Faz 2 çalışmasında aşı güvenirliği daha fazla sayıda vakada (birkaç yüz vaka)  ve daha uzun sürede (bir kaç ay-iki yıl) yapılarak hem güvenilirlik hem de etkinlik araştırılır.
Faz 3’de ise birkaç yüzden bir kaç bine kadar hasta dahil edilerek yan etki ve aşı etkinliği konusunda daha detaylı bilgi edinilir. 
Faz 4 çalışmaları ise belli aşılarla görülebilen nadir risklerin ortaya çıkartılması için planlanır.

Aşının etkin ve güvenli olduğuna dair yeterli kanıt elde edildiğinin düşünülmesiyle aşı lisans alarak kullanıma sunulur. Ancak çok daha nadir görülen yan etkiler lisans sonrasında kitle kullanımları sırasında ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle aşı güvenliği açısından yan etki bildirim sisteminin kurulması çok önemlidir.

Aşılama sonrasında ortaya çıkan yan etkiler

  • Aşı içeriğine ve çocuğun bireysel yanıtına bağlı,
  • Aşının uygulanmasına bağlı,
  • Aşı enjeksiyon atıklarına bağlı olarak sadece aşı yapılan kişide değil,
Aşıyı yapan kişide  (sağlık personelinde) ve Aşının yapıldığı toplumun diğer bireylerinde de görülebilmektedir.

Düşünülenin aksine aşının içeriğinden kaynaklanan yan etkiler, aşının depolanması, hazırlanması ve uygulanması sırasında yapılan hatalar sonu oluşan yan etkilerden çok daha azdır.

Bu tür uygulama hatalarının  en sık görülenleri;

  • Aşının fazla miktarda verilmesi (tek doz yerine iki, üç veya daha fazla doz verilmesi)
  • Aşının uygun olmayan yerden ve yoldan yapılması (kalçadan veya intravenöz yapılması, intradermal yapılması gereken BCG’nin IM veya SC yapılması gibi)
  • Disposable enjektör ve iğne kullanılmaması
  • Tekrar kullanılabilir enjektör ve iğnelerin uygun olmayan sterilizasyonu
  • Disposable enjektörlerin birden fazla kullanılması (özellikle aynı enjektörün ucuna yeni iğne takarak kullanılması yaygın bir hatalı uygulamadır ve bir önceki kontamine iğneden enjektöre olan kaçış  yoluyla bir sonraki hastaya bulaşmaya neden olmaktadır)
  • BCG ve kızamık gibi kuru liyofilize aşıların sulandırıcı miktarında hata yapılması veya
  • Sulandırılarak kullanılması gereken aşılar hazırlanırken yanlışlıkla başka bir ilaçla sulandırma yapılması
  • Aşı veya sulandırıcının hazırlama veya kullanım esnasında kontamine olması
  • Aşıların hazırlanması esnasında yapılan hatalar, adsorbe aşıların (DBT, TD, Td) uygun bir şekilde çalkalanmadan enjektöre çekilmesi
  • Aşıların hatalı depolanması veya saklanması (aşılara uygun koşulda ısı ve saklama koşullarının olmaması)
  • Kontrendikasyonlara dikkat edilmemesi (DBT aşısından sonra ağır reaksiyonu olan bir çocuğa tekrar DBT yapılması gibi)
  • Sulandırılarak kullanılan aşıların (BCG, kızamık) kullanım süreleri sona erdikten sonra atılmayıp yeniden kullanılmaları
  • Enjektör ve iğnelerin uygun olmayan şekilde atılmalarıdır.
Aşılara karşı toplumda güven sağlanması aşı programlarının sürdürülebilmesi için çok önemlidir.Aşılarla ortaya çıkan yan etkilerin patofizyolojisinin yetersiz veriler nedeniyle tam olarak anlaşılamaması,Bazı yan etkiler konusunda bilimsel görüş ayrılıklarının olması, Halk sağlığı hedefleriyle bireysel aşılanma özgürlüklerinin çelişkisi sonucu oluşan gerilim, Güvendiği için isteyerek aşılanmaya karşılık bazı ülkelerde yasal yaptırımlar olması toplumda aşılara karşı güven sorunu yaratmaktadır.

Her ülkede aşıların güvenli olmasını sağlayacak şekilde hem ülke genelinde geniş kapsamlı,  hem de aşı yapılan ünitelerde güvenli bir aşılama sistemi kurulmalı ve bu sistem içerisinde;

  • Kullanılan aşıların güvenli olmasının sağlanması
  • Enjeksiyonların güvenli yapılıyor olmalarının sağlanması
Yan etki bildirim sisteminin kurulması çok önemlidir.